Oyunculuk
OYUNCULUK ATÖLYESİ / HATİCE ALTAN
Sanat; tarihi, toplumu, insanı algılama, anlama, kavrama, hissetme ve insan ve toplumu genel gelişim süreci doğrultusunda estetik olarak değiştirme ve yeniden yaratma eylemidir. Bu yeniden üretim; sanatçının zekasıyla, hassasiyetiyle, gözlem gücü, el ve beden yeteneğiyle sanat ürününe dönüşür. Sanatçı, çeşitli enstrümanlarla bu yeniden yaratımı gerçekleştirir. Tuval, fırça, boya, çamur, mermer, notalar, müzik aletleri, ses ve sözcükler, dans, hareket, mimik v.s. çoğaltılabilir.
Tiyatro sanatımızda en önemli enstrüman bedenimiz, sesimiz, mimiklerimiz ve duygularımızdır. Bunları sahne üzerinde, sanatın doğası ve estetik bütünlüğü içinde kullandığımızda, tiyatro yapabilen, oynayabilen insanı buluruz karşımızda. Bütün bunlar, bir gözleme, hissetme, algılama, kavrama ve sonunda her türlü yolla estetik olarak anlatma, yansıtma yeteneğine bağlı olarak gelişir ve sahne-oyunculuk tekniğiyle taçlanır.
İşte bu çalışma –kişinin, konuya kendi bireysel katkısının dışında- konservatuarlarda 4 yıllık eğitim sürecinde verilir. Bu süre, zaman zaman gece ve hafta sonu çalışmalarıyla daha da uzar. Çok yoğun olarak sırasıyla mimik, rol, sahne çalışmaları; diksiyon çalışmalarıyla birlikte yürütülür. Son sınıflar için bir staj niteliğinde hazırlanan oyunlara, daha küçük sınıflar hem oyunculuk hem de teknik anlamda yardımcı olurlar.
Oyunculuk; ne sadece bir takım mimikler, ne sadece (en zor iş zannedilen) ezber, ne de sahne trafiğinden ibarettir. Oyunculuk; insanın duygu, düşünce, etki, tepki ve ilişkilerinde ne varsa onları sahne üzerinde, doğal, günlük yaşadığımız gibi, abartısız, olağan şekilde yaşamak, paylaşmak ve estetik bütünlük içinde seyirciye yansıtmaktır.
Bunun için, sahne üzerinde iyi bir dinleyici olabilmeyi, algılamayı ve hissetmeyi, olay ve ilişkilerin gerektirdiği etki ve tepkileri doğal ve hayatta nasılsalar öyle verebilmeyi ve de bunları seyirciye estetik olarak yansıtmayı öğrenmemiz gerek.
Bu öğrenim bize bedenimizi ve mimiklerimizi kullanmayı, bedenimizi yönetmeyi, konuşmamızı, sesimizi etkileyici ve verimli kullanmamızı sağlayacaktır.
En az bunlar kadar önemli olarak; kendimizi tanımayı, yeteneklerimizi özgürleştirip onların farkına varmayı, özgüvenimizi kazanıp geliştirmeyi, rolün gerektirdiği keder, sevinç, öfke, huzur, kıskançlık, sitem, nefret, sevgi, vb. Duygularımızı partnerimizle paylaşarak kolektif aksiyon ve birlikte üretimi gerçekleştirmeyi öğreneceğiz. Atölyen çalışmamızın sonunda şunları da kendiliğinizden anlayabilecek seviyeye ulaşmış olacaksınız.
a) Oyunculuğun ne olduğu, ne olmadığını,
b) İyi oyuncu, kötü oyuncu ayrımını,
c) Daha iyi nasıl oynanabileceğini,
d) İyi oyun kötü oyun ayrımını,
e) Bir oyunda oyuncu ve yönetmen etkilerinin farklarını,
f) İyi yönetmen kötü yönetmen ayrımını,
g) İyi tekst kötü tekst ayrımını,
h) Dekor, kostüm, ışık gibi teknik faktörlerin oyuna etkisini görecek ve
ı) Tiyatro sanatının yazılı oyundan (tekst) farkını; edebiyattan farkını anlayacaksınız.
Böyle bir çalışmaya başlamayı düşünen pek çok arkadaşımızın kafasında şöyle soruların olması çok normaldir. Gruplandırarak yanıtlamaya çalışayım:
1- Oyunculuk atölyesine katılmam bana iş imkanı sağlar mı?
Oyunculuk atölyesi sonunda genel olarak iş bulma açısından çok daha avantajlı bir konuma geçeceğinizi ve şansınızı artırmış olacağınızı söyleyebilirim. Sadece tiyatro ve oyunculuk dalında değil, tüm alanlarda iş bulma şansınızın arttığını göreceksiniz. Hiç eğitim almamış binlerce başvurunun arasından sizlerin tercih edilme şansı doğaldır ki artacaktır.
2- Reklam ve televizyon dizilerinde oyunculuk yapmak istiyorum. Bu eğitim bana bunu garanti eder mi?
Siz bu kurs sonunda birçok eğitim görmüş oyuncudan çok daha iyi olduğunuzu fark edeceksiniz. İfadenizi güçlendirme, pek çok susma anını oynama, göz oyunculuğu dediğimiz minimal ama çok güçlü etkileri yansıtma, doğru tonlama, vurgulu konuşma ve en önemlisi bugün konservatuarın temel eğitimde en önemli derslerinden biri olan güzel ve etkili konuşma (Diksiyon) dersini alacaksınız.
Oyunculuk, reklam ve televizyon dizileri konusunda iş garantisi; 4 yıllık konservatuar eğitimi almış, yıllardır sahne tecrübesi olan sanatçıların bile yok. Daha düne kadar birkaç manken ve “jön”le film ve dizi yapmayı alışkanlık haline getiren yapımcılar, henüz eğitimli gerçek oyuncularla çalışmanın doğru ve yararlı olduğunu fark etmeye başladılar. Tabii bir de “işe adam değil adama iş bulma” alışkanlıklarının egemen olduğu yapıları düşünürseniz; Türkiye gibi ülkelerde iş garantisinin zorluğunu takdir edersiniz. Ancak tüm bunlara karşın, hayat, yapımcılara ister istemez kaliteye ve eğitime yönelmek zorunda olduklarını dayatmaktadır. Zaten onlar da bu zorunluluğu anlamaya başladılar. İşte burada eğitimin kalitesi önem kazanıyor, kazanacak. Biz de bu konuda iddialıyız.
3- Oyunculuk Atölyesi iyi bir oyuncu olmak için yeterli mi?
Arkadaşlar “iyi bir oyuncu olma”nın kıstası ve sınırı yok. İyi bir oyuncu olma yolunda kendini geliştirmek için böyle bir kurs almanız zorunludur. Ancak öğrenmenin ve eğitimin ne yaşı vardır ne de süresi. Sizinle beraber, bugüne kadar size dayatılan ezberleri bozup, oyunculuk için yaşamsal zorunlulukları öğrenip içselleştirerek kendimizi yeniden doğurup dokuyacağız.
4- Ben tiyatroda oynamak istiyorum. Bu eğitime katılmam yeterli mi?
Her eğitime katılan arkadaş yukarda bahsettiğimiz; kendine güveni, dinleme, algılama, tepki gösterme, karşısındakine bir şeyi anlatabilme ve karşısındakini değiştirebilme ve kendini ifade edebilme yeteneklerini özgürleştirip geliştirecektir. Tiyatro yapabilmenin ve tiyatroda oynayabilmenin temel özelliklerini edinmeye başlayacaktır. Yeterli midir? Yeterli olmanın sınırının olmadığını söylemiştim.
5- Oyuncu olmayı düşünmüyorum. Kendimi daha iyi ifade etmek ve geliştirmek için bu eğitime katılabilir miyim?
Bence en güzel başlangıç sorusu bu 5. soru diye düşünüyorum. Beklentilerimize daha alçakgönüllü düzeyden başlayarak, başardıkça beklenti çıtamızı yükseltmemizin daha doğru bir yaklaşım olacağı inancındayım. Kendini daha iyi ifade edemeyen, özgüveni olmayan, paylaşım ve dayanışmadan bihaber, konuşma ve anlatma özürlü, bedenini iyi kullanamayan … biri ne oyuncu olabilir ne iş bulma konusunda şanslıdır. Böyle birinin temel insancıl özellikleri bile gelişmemiş ya da dumura uğramıştır. Zaten bugünkü toplumumuzda hoşgörüsüzlükler, birbirini dinlemeyiş, bencillik, çekememezlik, birlikte davranamayış, paylaşım ve dayanışma kısırlığı, iletişim kopukluğu ve yabancılaşma yaygınlığı temel sorunlarımızdandır. Her iyi oyuncu bu sorunları aştığı oranda iyidir. Ancak bu sorunları aşan her kişinin oyuncu olması şartı çok saçma olurdu. Şu denebilir; insan bu sorunları aştığı oranda iyi bir insan, iyi bir doktor, iyi bir mimar, iyi bir kaynakçı, iyi bir tesisatçı, iyi bir pazarlama uzmanı, iyi bir moda tasarımcısı, iyi bir grafiker, iyi bir aşçı, iyi bir garson, iyi bir ayakkabı boyacısı, iyi bir usta ya da işçi vs olabilir. Aksi takdirde eğitimini gördüğü veya çıraklıktan yetiştiği mesleğini bile hakkıyla yapan biri olamaz. Çünkü bunlar, o meslekle birlikte okullarda öğretilmiyor…
6- Bu eğitimin içeriğinde diksiyon dersi var mı?
En iyi öğrenme; bir bilenin size konferans vermesiyle değil, öğrenilecek şeyi bizzat yaparak oluyor. Bir yıl boyunca alacağınız oyunculuk eğitimi, yukarda bahsettiğimiz, oyunculuğa dair öğrenilmesi gerekenlerin tümünü bir oyunun sahnelenmesiyle birlikte ele almaktadır. Tabii ki eğitimimizin içeriğinde diksiyon eğitimi en çok üzerinde duracağımız konulardan biridir.,
7- Oyunculuk atölyesine katılım için bir ön koşul var mı?
Atölyemiz yaş sınırı (13 yaş ve üzeri) uygulamasının dışında, okuma yazma ve konuşmayı bildiğinizi düşünerek başkaca bir şart aranmamaktadır.
Biz kendimize güveniyoruz eğer siz de aynı fikirde iseniz buyurun sahneye… Açılsın Perde…
